Metinle İştigal bir proje kitaplığı niteliği taşıyor; farklı konu başlıkları etrafında şekillenen ve farklı düşünsel uğraşlara temas eden yazıları bir araya getiriyor. Bu yönüyle okura tek bir hatta ilerleyen bir metinden ziyade, farklı durakları olan bir okuma tecrübesi sunuyor.
Kitaptaki yazılar, okurda her zaman aynı etkiyi uyandırmak gibi bir iddia taşımıyor. Bazı metinler okurla daha hızlı bir bağ kuruyor, bazıları ise daha mesafeli kalıyor. Ancak özellikle metin, anlam ve yorum ilişkisine temas eden yazılar, üzerinde düşünmeyi ve metinle ilişkiyi sürdürmeyi teşvik eden bir derinlik sunuyor.
Kitaba puanım 🖇 7,5
Okuma Notları | Kur’ân, Yorum ve Dil Üzerine
Bugün Müslümanlar bir bakıma Kur’ân’ı İncil gibi okumaya başladı.
İncil’in nihai öğretisi hakikat merkezli değil, muhabbet merkezlidir. Okur, muhabbeti ve hazzı hissettiği sürece her yorum mümkün ve mübah kabul edilir.
Ne yazık ki benzer bir okuma biçimi Kur’ân’a karşı da yaygınlaşıyor. Muhatabın tatmin olacağı, romantizm devşirilebileceği şekilde; bağlamından, siyak-sibakından ve sebeb-i nüzûlünden koparılarak Kur’ân yorumları paylaşılıyor.
Oysa bir Müslümanın kalbine Kur’ân’dan bir mana doğabilir. Ancak bu mana her zaman Rahmânî olmak zorunda değildir; şeytânî de olabilir. Bu sebeple kalbimize doğan manaları, çağdaş tasvirlerle romantize edip, Kur’ân’la ilişkisi henüz ibtidâî seviyede olan birçok insanın görebileceği şekilde paylaşmadan önce durmak gerekir.
Bu manaları ya tefsir kaynaklarından süzmeli ya da tefsir ilimlerinde derinleşmiş bir üstadın rehberliğinde düşüncelerimizi tertip etmeliyiz.
Hz. Ebû Bekir’in çok sevdiğim ve kendime sık sık hatırlattığım sözünü burada yeniden anmak isterim:
أي سماء تظلني وأي أرض تقلني إذا قلت في كتاب الله ما لا أعلم
“Allah’ın kitabı hakkında bilmediğim bir şeyi söylersem, hangi sema beni gölgelendirir, hangi arz beni taşır?”
ETMİNOLOJİK NOTLAR
Diller aynı şeyleri farklı şekillerde söyler.
Bir dili öğrenmek ve o dili konuşmak, daha önce düşünmediğimiz kelimelerle düşünmek demektir. Yani bir bakıma düşünce sistemimizde bir değişiklik yapmak demek.
Ne kadar çok dil konuşabiliyorsak, o kadar farklı düşünme becerisine sahibiz demektir. Dil bilen ve bilmeyen birini, zihnimizde derin bir denizde farklı yüzme biçimlerini bilen biriyle, kıyıda sadece kulaç biri olarak tahayyül edebiliriz.
Latincede ob- “karşısına”, ject ise “fırlatmak” anlamına gelir.
Bu kökten türeyen object, karşıya fırlatılan, muhatabın önüne konulan şeydir.
Yani bir mekân, bir muhatap ve bir eylemi aynı anda tasvir eden bir kelime.